Makaleler

Dilovası ölüyormuş, kime ne!

Gözde Bedeloğlu (BirGün)

2 Şubat 2013

Çevre hakkı, ilk kez 72 yılında Stockholm’de toplanan Birleşmiş Milletler Teşkilâtı tarafından gerçekleştirilen Çevre Konferansı’nda kabul edildi. Amaç, her ülkenin çevreye karşı sorumluluğunu kabul etmesi ve insanın yaşamını sürdürebilmesinin esas koşulu olduğu noktasında birleşilmesiydi.

Bildiride, “İnsan, onurlu ve iyi bir yaşam sürmeye olanak veren nitelikli bir çevrede özgürlük, eşitlik ve tatmin edici yaşam koşulları temel hakkına sahiptir…” deniyordu. 84 yılında gerçekleştirilen Tokyo Konferansı’nda gelişme kavramı gözden geçirilerek, ekonomik gelişme kaynakların korunup arttırılması dikkate alınarak gerçekleştirilmelidir, dendi.

92’de Rio de Janeiro’da yapılan BM Çevre ve Kalkınma Konferansı’nda kabul edilen deklarasyona göre; bireyler kamu otoritelerinin elinde bulunan, yerleşimlerindeki sağlığa zararlı maddeler ve faaliyetler de dahil olmak üzere, çevre ile ilgili bilgilere erişme ve karar verme süreçlerine katılabilme fırsatlarına sahip bulunmalıydı. TC Anayasası’nın 56. maddesine göre de, herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip.

***

Türkiye’nin en büyük sanayi bölgesi olan Kocaeli’nde yaşayanlar bu haktan yoksun. Sanayi çöplüğüne dönen Dilovası ilçesinde havası, suyu, toprağı zehirlenen insanlar, hak ettikleri şekilde iyi bir yaşam sürmelerine olanak veren nitelikte bir çevreye sahip değil. Fırsatı olanın kaçtığı, ne koşulları ne de yaşam yerini değiştiremeyen insanların ise hapsolduğu bir zehir çemberi burası. Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre bütün kanserlerin %80’i doğrudan ve dolaylı olarak çevresel faktörlere bağlı.

2004 yılında Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı tarafından gerçekleştirilen bir araştırmaya göre 95-04 yılları arasında ölümlerin %33’ü kanser nedenli. Bu oranın dünyada 12.5 ve Türkiye’de 12.9 olduğu göz önüne alındığında, durumun vahameti iyice belirginleşiyor. Dilovası’nda 10 yıl ve daha uzun süre yaşayanlarda kanser nedeniyle ölme riskinin, 10 yıldan az yaşayanlara göre 4.4 kat daha fazla olması da bölgenin neden ölüm ovası olarak anıldığını açıkıyor.

***

Bu sonuçlar, elbette ki insan yaşamını sermayeden önemli görmeyen zihniyetlerde bir değişiklik yaratmadı. Onları harekete geçiren şey, sorunu ortadan kaldırmaya yönelik çözüm bulma refleksi değil, bilimsel gerçeklerin daha fazla insan tarafından duyulmasını engelleme isteği oldu.

Bulgular, bölgede sanayi kuruluşlarının kapasite artışına izin verilmemesi ve yeni sanayi yatırımlarının yapılmaması gerektiğini açıkça ortaya koymuş olsa da, bölgede kapasite artışı devam ettiği gibi, yenileri için de yeşil ışık yakıldı.

Kocaeli Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu 2009 yılında yaptığı araştırmada, Dilovası’nda yaşayan annelerin sütünde ağır metal saptadı.

Bunun yanında bebeklerin ik kakasında da kurşun, cıva, kadmiyum, arsenik, alüminyum gibi ağır metaller buldu. Hamzaoğlu bu son çalışmasıyla, önceki araştırmasında ortaya çıkardığı dünya değerlerini geride bırakan ölüm oranlarına bir de zehirlenmenin ana karnında başladığı gerçeğini ekledi.

***

Halk yararına olan her gerçek gibi bu da, büyük aşk yaşayan iktidar ve sermayeyi mutlu etmedi. İl ve bakanlık yöneticilerinin yalanlama yarışına girdiği Hamzaoğlu, AKP’li Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu tarafından ‘şarlatan’ ilan edildi. Yetmedi, hakkında ‘halkta korku ve panik yaratıyor’ suçlamasıyla savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.

Bitmedi, rektörlük Prof. Hamzaoğlu hakkında ceza soruşturması açtı. Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanlığı hocayı YÖK’e şikâyet etti. Hakkında disiplin soruşturması açıldı.

Elde ettiği bilimsel verileri halkla paylaştığı için suçlu bulundu, kınandı. Çalışmalarıyla, halk sağlığını hiçe sayan sermaye iktidar iş birliğini bir kez daha gün yüzüne çıkaran Hamzaoğlu, üniversitelerin özerk olmasının da ne derece önemli olduğunu ıspatlayan bir süreç yaşadı, yaşıyor.

***

Türkiye ve dünya ortalamasının çok üzerinde bir oranla kanserden ölümlerin yaşandığı Dilovası’nda bu hafta iki genç kız daha öldü. Prof. Hamzaoğlu, Sağlık Bakanlığı’nın son 3 yıldır, ölümlerle ilgili istatistiki bilgileri açıklamadığını söylüyor.

Oysa, çevreyle ilgili bilgilere erişme ve karar verme süreçlerine katılma herkesin hakkı. Açık ki, eldeki bilgiler sermaye ve iktidar aşkının ölümcül sonucunu kanıtlar nitelikte. Cep dolduran şarlatanlar için hayat Dilovası’nı terk etmiş, gam mı?

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu