Dünya

Londra’da Faşist EDL gösterisine karşı Anti-faşist eylem!‏

Londra: Mayıs günü öğlen saatlerinde Londra’da bir askerin öldürülmesini fırsat bilen faşist grup EDL (İngiliz Savunma Ligi) zayıf hareketini güçlendirme çabalarına girişti. Ancak, bugüne kadar bütün başarısız eyleminde olduğu gibi yine anti-faşist bir duvarla karşılaştı.

22 Mayıs’ta Londra’nın ırkçılığı “meşhur” olan İngiltere’nin topçu kışlalarından birinin bulunduğu Woolwich bölgesinde bir asker sokak ortasında öldürüldü ve öldüren kişinin İslam’a geçmiş bir Nijeryalı olduğu açıklandı. Olay sonrası cep telefonuna yapılan bir kayıtta zanlı “göze göz, kadınların bunu görmesini istemezdim ama bizim topraklarımızda hergün kadınlar bunu görüyor. Başbakanınıza güvenmeyin, biz sokaklara silahlarımızla çıktığımızda onun veya diğer siyasetçilerin sokakta olacağını sanmayın, olan sizlere, sıradan insanlara olacak, hükümeti indirin ve askerlerinizi topraklarımızdan çıkarın’”diye konuşuyor, elindeki bıçak ve satırla. Olay yerini terk etmeyen zanlı ve yanındaki kişi olaydan 20 dakika sonra özel timlerce vurulup etkisiz hale getirildikten sonra silahlı koruma altında iki farklı hastaneye kaldırılıyor. El-Kaide’den esinlenilmiş ‘terör’ saldırısı yayılıyor ve Fransa’da olan Başbakan David Cameron olaya ilişkin ‘ şok edici barbar saldırı’ açıklamasını yaparak içişleri bakanı Tresa May’e Kobra’yı (acil durum komitesi) toplaması talimatını verdi. Polis, MI5(İngiltere İstihbaratı) ve hükümet yetkilileri toplanıyor teşkilatın ‘anti-terör’ sorumlusu dosyanın başına geçiyor. 2005 Temmuzunda tren bombalanmalarından bu yana ilk kez bir İngiliz İngiltere topraklarında terör saldırısında ölüyor haberi yapıyor gazeteler. Ve faşizme kapılar sonuna kadar açılıyor.
Olayın sonrasında MI5’ın parmağı olduğu haberleri de çıkmış olsada, bunların üstü çarçabuk kapanarak hedef yine ‘Terörizm’ oldu. Olayın gecesinde durumu fırsat bilen EDL Woolwich’te küçük bir grup halinde sokağa çıktı, çevredeki Müslümanlara ve yakındaki bir camiye saldırdı.
Başbakan Cameron askere “Üniformanla gezmeye kesinlikle devam et”çağrısı yaparken devletin faşist kolluk güçlerinden EDL ülkenin çeşitli yerlerinde Müslümanlara ve göçmenlere yönelik saldırılarını ve gösterilerini artırdı.

Bunların hiç şüphesiz en göze çarpanı 27 Mayıs, resmi tatil günü, 10 Numara, yani başbakanlığın önünde yapmayı planladığı oldu. Dün en fazla 100–150 kişiden fazla gösteri yapamayan EDL bu sefer sayısını görece daha yükseltmişti. Bu elbette ki bir tesadüf değil faşizmin açık yüzüydü. Faşizm daha açıktan görece nicel yükselişle sokağa çıkıyordu. Ancak her zamanki gibi anti-faşist kurum ve gruplar EDL’e istediğini vermeye niyetli değildi ve karşı eylem örgütledi. EDL için başbakanlık önünde hazırlanan gösteri noktasına anti-faşistler EDL’den önce giderek bir miting gerçekleştirdi. ‘Sokaklar bizim, EDL Defol!’ sloganlarının sıkça atıldığı eylemde faşizmin üniformalı gücü polis, faşist EDL’e müdahale etmek yerine anti-faşist göstericilere saldırdı. Yapılan anti-faşist eyleme Partizan’da katıldı. Özel ayaklanma polisi ile anti-faşist grup arasında bir saati aşkın bir çatışma gerçekleşti. Polis EDL’e ayrılmış yeri açmaya çalışırken anti-faşist grup hem EDL’e hem de polise karşı direndi. EDL yine istediği eylemi gerçekleştiremedi ama şu da açıkça görüldüki artık faşizm devlet desteğini çok daha açıktan, hiçbir çekince görülmeden almakta ve dün korktuğu sokağa bugün daha da güvende çıkmakta. Bu durum karşısında anti-faşist kurum ve gruplara, ve özellikle göçmenlere ciddi görevler düşmekte. Çünkü artık bir otobüste giderken bir faşist tarafından saldırıya uğramak çok daha olası. Veya, EDL denen faşist grubu sokaklarda görmek. Elbette bunlar ne bir tesadüfün ne de gerçekten öldürülen askerin sonucu. Bunlar, özellikle 2008’den buna meydana gelmiş krizin ulaştığı üst noktalardan biri. Faşizmin en çok beslendiği dönemlerin kriz dönemleri olduğunu vurgulayıp geçerken, görüyoruz ki göçmenlere her yönlü saldıran devlet ırkçılığı da günbegün körüklemeye ve açıktan uygulatmaya devam etmektedir. Yaşam alanı bırakılmak istenmeyene ve her şeyin sorumlusu, günah keçisi ilan edilen göçmenlerin bugün her günden daha fazla omuz omuza mücadele etmesi gerekmekte. Uzun bir suskunluktan sonra İngiltere halkları bugün artık bıçağın kemiğe dayandığını daha yakıcı şekilde hissetmekte ve buna karşı karşı-duruşu büyütmektedir.
Önümüzdeki gün, hafta ve aylarda, yani yakın gelecekte bu tarz saldırılara ve karşı duruşlara şahit olacağımız bir gerçekken, ırkçılığın her türlüsüne karşı çıkma ve bunun yanı sıra sosyal, ekonomik ve politik haklarımıza sahip çıkmalıyız, çünkü İngiltere’de gelecek göçmenler açısından pek de parlak görünmemekte.

AHM-ATİK Haber Merkezi

 

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu