Manşet

Partizanca Direniş…

Taksim Gezi Parkı’nın yıkılmak istenmesine karşı direnişe geçen çevrecilere ve arkasındanda bu durumu protesto eden devrimcilere azgınca saldıran devlet güçlerine tepkimizi ortaya koymak üzere bizde Partizanlar olarak Cumartesi günü vapurla Tünel’e geldik.

Geldiğimiz öğlen saatlerinde çatışmalar başlamıştı. Bizde Partizanlar olarak “Faşizme isyan halka önder Partizan” sloganlarıyla direnen kitleye katıldık.

Polis burada çok yoğun saldırıyordu, boyalı sularla kitleyi deşifre etmeye çalışıyordu. Tünelden İstiklal Caddesi’ne çıkan cadde üzerinde kurulan büyük barikatta yerimiz aldık.

Barikatın hemen önünde TOMA kitleye boyalı su sıkıyordu.Kitlede yoğun gaz bombalarına direnişle karşılık veriyordu. Saldırı karşısında uzun süre burada direndik sonrasında polis bastırınca geri çekildik ama hemen arkasında barikatın ilk kurulduğu yerde toplandık ve polisi geri püskürttük. Direnen kitlenin büyük bir kısmı gençlerden oluşuyordu.

“Direne drene kazanacağız” sloganları atıyordu. Çok iyi bir dayanışma vardı. Farklı siyasetlerden eylemciler birbiriyle uyumlu bir şekilde çatışıyordu. Bir süre sonra polis, direniş karşısında geri çekilmeye başladı hatta koşa koşa gittiklerini söyleyebilirim. Sonra “Her yer Taksim Her Yer Direniş” sloganlarıyla saat. 13.30 gibi İstiklal Caddes’inde Taksim’e doğru “ Her Yer Taksim Her Yer Direniş”, “Direne Direne Kazanacağız” sloganlarıyla yürümeye başladık. Kitlenin bir ucu Lise önündeyken diğer ucu Tünel’e bile sığmıyordu.

Bizde Partizanlar olarak yürüyüş boyunca “Baskılar Bizi Yıldıramaz”, “Önderimiz İbrahim, İbrahim Kaypakka’ya”, “Faşizme İsyan Halka Önder Partizan”, “Birlik, Mücadele, Zafer” sloganlarını haykırdık. Polis Meydanı’dan da çekilmişti. Bizde binlerce insanla Taksim Meydanı’na girdik.

TKP/ML Militanları; Halk Ordusu Hesap Soruyor

Kitle gerçekten kararlıydı, polisin başka bir çaresi kalmamıştı. Son dönemdeki saldırılardan sonra polisin geri çekilmesi bizim zaferimizdi. Gezi Parkı’nda çatışma devam etti bir süre. Buradaki çatımaya da dahil olduk. Saat. 17.00’ye kadar çatışmalar sürdü, barikatlar kurduk. Yer yer insiyatif aldık. Sonra TKP/ML militanları çatışmaya dahil oldu.

Kitle militanları alkışlarla karşıladı. Militanlar TKP/ML TİKKO imzalı çok sayıda yazılama yaptı, “Halk Ordusu TİKKO Hesap Soruyor” şeklinde ajitasyonlar gerçekleştirdiler. Kitlenin en önünde barikatta çatışmaya dahil oldular. Militanlarla birlikte kitle bir TOMA’yı etkisiz hale getirdi. Bir panzeri yarım saat boyunca rehin aldılar.

Panzer ne öne gidebildi ne de geriye gidebildi. Polis panzeri almak için hava ateş açtı. Kitle polise yönelince panzer buradan kaçabildi. Beşiktaş’a kadar barikatlarımızı kura kura polisi püskürttük. Polis, geri çekilmek zorunda kaldı. Beşiktaş’ta tam bir bayram havası vardı.

Meydana döndüğümüzde birçok mahalleden gelen yoldaşlarla buluştuk. Burada sloganlar attık, halayla çektik. Coşkulu bir atmosfer vardı. Geceyi burada geçirdik. Ertesi gün Taksim Meydan’a Partizan çadırımızı kurduk.

Çadıra halkımızın ilgisi çok yoğundu. Bizi tanıtan çok sayıda insan geldi, bizimle sohbet etmek istedi. Burada direniş, son gelişmeler üzerine konuştuk. Akşama doğru “Bulutsuz Özlemi”nin ve “Kardeş Türküler” gibi çok sayıda grubun konseri oldu. Meydan’da çok büyük bir kalabalık vardı. Kitle direne direne kazandığı Taksim’i doldurmuştu. Heyecan ve zafer sevinci vardı.

Pazar gecesi Beşiktaş’ta çatışmalar yeniden başladı. Bizde Partizanlar olarak çatışmalardaki yerimizi aldık. Burada çatışmalar çok şiddetli geçti. Bu arada polisin sıkıştırdığı bir arkadaşı almaya çalışırken iki tane plastik mermi ile kolumdan vuruldum. Arkadaşı güvenli bir yere çıkardıktan sonra sapanlarımızla yeniden çatışmaya döndük.

Burada çatışma çok uzun sürdü. Saat.10.00’da başlayan çatışma gece 02.30’a kadar sürdü. Çatışmalar sırasında yolda bir iş makinesine el koyduk. İş makinesiyle yaklaşık bir kilometre boyunca panzer ve TOMA’yı kovaladık. Polis önde kitle iş makinesinin arkasında uzun süre uzu süre çatıştık. İş makinesini süren arkadaş polis tarafında gaz bombasıyla vuruldu.

Sonra onun yerine başka bir arkadaş partizan taksimm geçti. O esnada bir TIR’a el koyduk bununla da polisin üzerine gittik. Polis çaresiz sürekli bize gaz atıyorduk. Şuursuz saldırıyordu. Bir süre sonra bu arkadaşta gaz bombalarının hedefi oldu. Atılan çok yoğun gazdan biz geri çekilmek zorunda kaldık. Bunu fırsat bilen polis iş makinesini yaktı.

Polis gelen destekle üzerimize çok şiddetli bir şekilde yöneldi. Geri çekilmek zorunda kaldık. Gümüşsuyu’na kadar çekildik sonrada burada konumlandık.

Polis telsizinden “Kırmızılıları Alın” Anonsu!

Pazartesi günü de açtığımız çadıra Nazım Hikmet’in ölüm yıldönümü olması dolayısıyla bir ozalit astı. Ayrıca Meydan’da “Nerede bir direniş ve mücadele varsa Kaypakkaya orada yaşıyor ve savaşıyor” yazılı pankartımız astık. Ayrıca Sular İdaresine “And Olsun ki andını şan olsun ki adını yaşatacağız.” yazılı İbrahim yoldaşın resminin bunduğu Partizan imzalı pankartımızı astık.

Birçok devrimci kurumla görüşerek alanda bir Nazım Hükmet anması örgütlemeye çalıştık. Çadırımıza kitlenin yoğun bir ilgisi vardı. Hindistan ve

Çin’den gelen ajanslara gelişmeler üzerine söyleşiler yaptık. Akşam saatlerinde de müzisyenlerle birlikte türkülerimizi, marşlarımızı söyledik.

Aynı gece Beşiktaş’ta çatışmalar yeniden başladı. Bizde yaşan polis terörünü ve AKP hükümetinin faşist saldırılarını protesto etmek amacıyla barikatlardaki yerimizi aldık. Bu çatışmalarda kitlenin doğal insyatifi durumuna geldik. Yaklaşık iki bin işini bulunduğu bir barikattı.

Çatışan sayısı daha az olsa da polise zor anla yaşattık. Organize bir şekilde savunma saldırı, pozisyonlarını belirledik. “Geri çekiliyoruz”, “ileri çıkalım, taş atalım”, “barikatı koruyalım” şeklindeki ajitasyonlarımızı kitle de karşılığını buldu.

Yer yer barikatları kaybettik ama organizeli bir saldırı ile polisi püskürterek yeniden ele geçirdik, daha da güçlendirdik barikatları. Bu arada polisin Gümüşsuyu’na yöneldiği duyumunu aldık. Yoldaşlarla birlikte bizde buraya doğru harekete geçtik. Gittiğimizde çatışma vardı. Dağınık bir çatışma hali vardı.Bizim, “ arkadaşlar birlikte hareket edelim, ağaçların arakasında siper alalım”, şeklinde ajitasyonlarımızla kitle toparlandı. Bize kitlenin ilgisi yoğundu. “Nerdeydiniz, iyi ki geldiniz” şeklinde olumlu tepkiler aldık.

Sonrasında polise yönelik “tanklarınız, toplarınız, biber gazlarınız, işkencehaneleriniz bizi yıldıramaz, bunların hesabını soracağız, yaşasın Marksizm, Leninizm, Maoizm, yaşasın önderimiz İbrahim Kaypakkaya” şeklinde ajitasyonlar çektik. Bu ajitasyonlarımıza kitleden çok olumlu yanıtlar aldık.

Çatışmaya daha uzak duran çok sayıda genç yanımıza geldi, bizimle çatışmaya başladı. Ajitasyon çektiğimiz için bu defa sürekli bizi hedef alarak gaz bombalarıyla saldırmaya başladılar. Bu arada polis telsizlerinden “kırmızılıları alın” şeklinde anonslar yapıldığını öğrendik. Sabah 6.00’ya kadar çatışmalar devam etti.

Halkımızın Öfkesi Büyüyecek!

Uzun yıllardır bu ülke topraklarında böylesine bir direnişi yaşanmamıştı. Bu artık halkımızın kinini, öfkesini barikatlara dökmesidir. Son dönemlerde faşizmin azgın saldırıları, gerek fiziksel gerek politik işçi ve emekçi kesimlerinde çelişkilerin daha da artmasına neden oldu. Sokağa dökülen öfke bunun bir sonucuydu.

Halkın öfkesi gözünden okunuyordu. Bir basın açıklaması yapamadığımız Taksim’de bugün neredeyse kurtarılmış oldu.

Ağaçların sökülmesi bozkırı tutuşturan kıvılcım oldu. Halkın birbirine olan güvensizliği bu eylemlerde ortadan kalktı onu gördüm. Halkın kendi gücünün farkına vardığını, bir şeyler değişecekse kendi ellerinde olduğunun farkına vardıklarını hissettim.

Çatışmalarda kadın- erkek, yaşlı-çocuk her kesimden insanlar vardı. Bundan sonra önemli olan politize olan kitleye devrim bilincini taşımak, bu sürecin öncülüğünü yapmaktır.

Direnişimiz Partizanca sürecek…!

(Bir Partizan)

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu