Makaleler

Saldırı İran yolunda bir mayın temizliği

 Fehim Taştekin (Radikal)

2 Şubat 2013

İsrailli siyasetçiler Suriye ile politika belirlerken bir sonraki asıl büyük hedefi yani İran’ı hesaba katıyor…

Suriye’de isyan patlak verdiğinden beri tutumu en muamma olan ülke kuşkusuz İsrail. Özellikle nükleer silahlar ve yabancı ülkelerdeki suikastlarla ilgili ‘ne teyit ne inkâr’ taktiğinde anlamını bulan muammacılık, İsrail dış siyasetinin estrümanlarından biri.İsrailliler çok ketumsa Amerikan yönetiminin seyir defteri İsrail’in pozisyonuyla ilgili ipuçları verebilir. İsrail Şam’da Halk Sarayı’nda kimin oturacağına bakmaksızın kırmızı çizgilerini takip ediyor.

İstediği 1967’de işgal, 1982’de ilhak ettiği Golan Tepeleri ile ilgili statükoyu zorlayacak bir durum yaşanmasın, hiç olmazsa Golan Suriye siyasetinin merkezine oturmasın, İran’la ittifak bozulsun, Hizbullah ve Hamas’a Suriye üzerinden destek kesilsin, Lübnan siyasetindeki İsrail karşıtı kampla Şam arasında eşgüdüm ortadan kalksın! Yani İsrail açısından en elzem sonuç ‘şer (direniş) ekseni’nin çözülmesi.

Zaten 2005’te Refik Hariri suikastının ardından Suriye Lübnan’daki birliklerini çekince bu ülkenin siyaseti üzerindeki nüfuz kabiliyetini önemli ölçüde yitirmişti. Son isyan sürecinde Halid Meşal’in de ‘Katar-Türkiye treni’ ile Şam’dan çıkartılması Hamas-Suriye bağını önemli ölçüde çözdü.

İsrail’in gündemi bağımsız

İsrail şimdiye dek sonucu göremediğinden ihtimal senaryolarına odaklanıp sessiz kalmayı yeğledi. Meseleye kırmızı çizgiler üzerinden bakıldığında ne Esad rejimi ne de muhaliflerin İsrail’e dair argümanları tam olarak gerçeği yansıtıyor. Esad’a göre ‘Suriye’deki isyan Amerikan-İsrail komplosu’. Muhaliflere göre ise ‘iki ülke teknik olarak savaşta olmasına rağmen Esad rejimi Golan’ı geri almak için tek kurşun atmadı, bu yüzden İsrail Esad rejiminin gitmesini istemez.’

Böylesi bir ikilemde İsrail muhaliflere destek verse Esad’ın, Esad’a destek verse muhaliflerin argümanına malzeme olurdu.

Haliyle İsrail kerameti susmakta gördü. Çarşamba günü Cemraya’daki araştırma merkezini vurması da İsrail’in her şeyden bağımsız kendi gündemiyle ilgilendiğini gösterdi.

İsrail için en kritik senaryo Esad’ın gidişiyle oluşacak komplikasyonlarla ilgilidir. O nedenle strateji kırmızı çizgilere odaklı, taktikler değişken. Bu, bugünün politikası da değil.

2005’te dönemin İsrail Başbakanı Ariel Şaron’un Suriye’yi hedef tahtasına koyan ABD Başkanı George W. Bush’u bunun sonuçları konusunda uyardığını hatırlatalım.

Bu değişkenlik ABD açısından da geçerli. Mesela ilk başta Esad rejimine karşı desteklenen Selefilerin gücü kontrol edilemez boyuta ulaşınca ABD, Nusra Cephesi’ni terör örgütü listesine alarak gidişata ayar çekti.

Muhtemelen İsrail’e bu kadar yakın bir coğrafyada bu kadar büyük Kaidevari yapılanmayı Yahudi devleti için tehlikeli gördü. İsrail için stratejik dengeyi değiştirecek silahların Hizbullah’ın eline geçmesi kadar Esad’a karşı savaşan radikal grupların eline geçmesi de göze alınamayacak bir risk. (Tabii Kaide’nin fiiliyatta İsrail’in başını en az ağrıtan örgüt olması da aynı bir konu.)

Adım adım İran’a doğru

İsrailli siyasetçiler Suriye ile politika belirlerken bir sonraki asıl büyük hedefi yani İran’ı hesaba katıyor. İran’a uzanan operasyonda Suriye’nin dişleri sökülürken İsrail önce Hamas, ardından Hizbullah’ın silah stoklarını tüketme planları yapıyor.

Kasımda Gazze’ye 8 günlük Bulut Sütunu Operasyonu daha büyük bir operasyon için peşrev niteliğindeydi. İsrail bu saldırıyla hem Hamas’ın silah stoklarını eritme, hem savunma sistemi Demir Kubbe’yi deneyip eksikliklerini giderme amacı güttü.

Bölge yeniden şekillenirken İsrail kalkıştığı her saldırıyla herkesin hesaba katmak zorunda olduğu bir güç olduğunu, kendi geleceğini temin için hukuk tanımaz her türlü macerayı göze aldığını hatırlatıyor. Tabii bundan şu aşamada İran’a saldırıyı göze alabildiği sonucu da çıkmaz. İsrail, ABD’den yeşil ışık almadan İran’a saldıramaz.

Yeni bir cephe açmaktan kaçınan, bırakın İran’ı Suriye’ye müdahale fikrine bile çok mesafeli duran Obama yönetiminin bu şartlarda İsrail’e geçit verme olasılığı yok.

İsrail’in yaptığı İran’la yüzleşme gününe, yakın tehditleri bertaraf ede ede yaklaşmak. Suriye’ye vururken bir yandan da “Suriye’ye saldırı bana saldırıdır” diyen İran’ın ciddiyetini ve bölgesel tepkileri ölçüyor, olası riskleri açığa çıkartıyor, İran’ın nükleer tesislerine tek başına saldırma seçeneğinin olabilirliğini test etmeye çalışıyor.

Yani bir nevi İran yolunda ‘mayın’ temizliyor.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu