Güncel

“Tarımda sorun dışa bağımlı olma ve maliyet”

Mersin: Küçük üreticilerin sorunlarını bir de kendilerinden öğrenmek için Mersin’de geçimini büyük oranda tarım işinden sağlayan bir bölge olan Kazanlı’ya gittik. Kazanlı, Arap halkının yoğun yaşadığı bir yer. Bu özelliğinden kaynaklı Suriye’deki süreç burada da halkın konuştuğu, ilgilendiği bir gündem; kiminle konuştuysak bir konumuz da Suriye’deki savaş oldu. Bölge halkıyla sohbet ederken dikkatimizi çeken bir olgu da halkın ciddi oranda Türk şovenizminden etkilenmiş olmasıydı.
Üretimden konuştuğumuzda ise herkesin dert yandığı ortak konu, tarımın dışa bağımlı hale getirilmeye çalışılması ve üretilen ürünün maliyetinin yüksek olmasıydı. Kazanlı’da küçük üretici olan Sabri Güraslan’la ve Akdeniz Örtü Altı Üreticileri Birliği’yle söyleşi yaptık.
Seraların arasında yürürken önce Sabri abi gördü bizi, ne için geldiğimizi söyledik ve çay içmeye davet edildik -zaten mahallede nereye girdiysek çay içmeden kalkamadık- ve dertlerini anlatmaya başladı bize Sabri abi:
“Çiftçilerin sorunu saymakla bitmez ama bizim en temel sorunumuz, bir şey üreteceğimiz zaman onun maliyetinin yani girdilerin çok fazla olmasıdır. Ne var bu girdilerin içinde, mazot parası var; tohum, fide parası var; işçi çalıştırıyorsan işçi ücretleri var; ilacı, gübresi var tüm bunları düşündüğümüz zaman ürettiğimiz ürün çok maliyetli oluyor, hatta çoğu zaman gelir gideri karşılayamıyor.”
– Peki devletin tarım politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
– Efendim diyorlar ki “Türkiye tarım ülkesidir”. Bu ülkenin neresi tarım ülkesi? AKP hükümetinin son dönemde yaptıklarından kaynaklı, samanı dahi ithal eden bir ülke konumuna geldik. Bu ülkede devlet hiçbir zaman küçük üreticinin, çiftçinin, köylünün yanında olmadı ancak AKP hükümeti zamanında bu çok daha yoğunlaştı.
Günden güne maliyetimizin artma durumu var, para yetiştiremiyoruz. Tabii Amerika’nın uşaklığını yaparsa bir ülke böyle olur. Komşularla “sıfır sorun” dediler, bütün komşularımızla sorunluyuz. İhracat yaptığımız bir Suriye bir Rusya vardı. Şimdi devletin politikaları yüzünden onlar da gitti, ürettiğimiz ürünü satamıyoruz.
Bu yaptığımız iş bize atalarımızdan, dedelerimizden geçti. Başka yapacak iş de bilmiyoruz. Mecburuz biz bu işi yapmaya ama durumumuz gün geçtikçe kötüye gidiyor. Nereye kadar böyle gidecek bilmiyoruz. Kim sesini çıkarsa biber gazı sıkıyorlar. İçeriye atıyorlar. Parasız eğitim diyen kaç gencimize de böyle yapmadılar mı?

“Çiftçilik yerle bir!”
Çıkıyoruz Sabri Güraslan’ın yanından ve bizi selamıyla birlikte Akdeniz Örtü Altı Üreticileri Birliği’ne gönderiyor. Burada da sıcak bir karşılaşma ve Sabri abinin yaşadığı sıkıntıları tüm küçük üreticilerin yaşadığını bir kez daha görüyoruz. Biraz da örtü altı üreticilerinden dinliyoruz…
– Tarımdaki giderlerin çok olmasından dolayı şu an buradaki çiftçilik yerle bir. Bunların içerisinde zirai ilaç fiyatları olsun, fide fiyatları olsun çiftçilikle ilgili bütün giderlerin fiyatları yüksek. Son olarak tüm bunlara ek Devlet Su İşleri tarafından bir kanun çıkarıldı. Kanuna göre herkes kendi çabasıyla yerin altından tulumbayla çıkardığı suya su sayacı takacakmış. Yani artık tulumba suyu dahi paralı olacak.
– Bankalar küçük üreticiye nasıl yaklaşıyor?
seraa domates– Şu an burada biber üretimi yapılıyor ve üretilen biber gerçek anlamıyla giderini karşılayamıyor. Burada bir üretici 1 dönüm biberi toplamda 9 bin lira civarında bir maliyetle üretiyor ancak bu bir dönümlük araziden gelen para 5 bin lira yani dönüm başına 4 bin lira içeride. Pazarda satış fiyatı 5 lirayı bulan biberin buradaki üreticiden çıkış fiyatı 2.5 lira. Aslına bakarsak 2.5 lira az para değil ancak gider maliyeti o kadar yüksek ki, 2.5 lira bile üreticiye zarar ettiriyor.
Çiftçinin sürekli zarar eden bir hali olduğu için daha değişik yöntemler de deneyemiyor, tarlasında, bahçesinde yenilik de yapamıyor. Çiftçiye, geçtiğimiz dönemlerde “tesislerinizi değiştirin” deyip, bir nevi buradaki üreticileri dolandıran Ziraat Bankası yüksek miktarda kredi borçlandırması da yaptı. Şimdi bu verdiği kredilerin hepsini geri istiyor. Bizim üreticilerimizin de durumları zaten belli, kredi borçlarını ödeyemiyor. Durum böyle olunca da daha önceden Ziraat Bankası tarafından ipoteklendirilen araziler satışa çıkarıldı.
Sonra buraya “çiftçilerimiz gözünüz aydın Mersin’de de hallettik bu durumu, borçlarınız ertelenecek” diyerek bakan geldi. Ama Kazanlı, Akdeniz Belediyesi’ne bağlı olduğu için biz yararlanamadık.
Ardından buradaki üreticilerle birlikte banka tarafından uğradığımız bu haksızlığa karşı bir basın açıklaması düzenledik. Yoğun uğraşlarımız sonucunda bir uzlaşıya varabildik ve borçların ödenmesini bir yıl ertelettik.
– Tarımın dışa bağımlı hale gelmesiyle ilgili ne düşünüyorsunuz?
– Devlet Türkiye’deki tarımı kasıtlı bir şekilde dışa bağımlı hale getirdi. Tohumlar hibrite girdiğinden beri tohumu dışarıdan almak zorunda bırakıldık. Önceden biz tohumları kendi çabalarımızla çıkarıyor, bir sene sonraya saklayıp ekiyor veya satıyorduk. Şimdi ise bu yasak. Yani bize açık açık şunu söylüyorlar; “niye paranızla almıyorsunuz da kendiniz çıkarıyorsunuz?”
Bununla birlikte devlet fideye bile devlet müdahale etti. Karaduvar’da fide üretimi yapılıyordu. Şimdi sadece ilçe tarım müdürlüğü tarafından izin verilen kişiler tarafından çıkarılacak.
Biraz daha konuştuktan sonra buradaki söyleşimizi de bitiriyoruz ve teşekkür edip ayrılıyoruz.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu