Kültür&Sanat

“Ya kendinizi, ya kendi çocuğunuzu, bazen ikisini de…”

Çocuğunuz size eşcinsel, biseksüel ya da trans olduğunu açıklarsa ne olur?” sorusuna cevap veren aileler, yani LİSTAG (LGBT Aileleri İstanbul Grubu), deneyimlerini bir belgeselle paylaştılar. !f Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali kapsamında gösterilen “Benim Çocuğum” isimli bu belgeselin yönetmeni Can Candan ile görüştük.

 

“LİSTAG’ın sesinin duyulmasını istedim”

Yeni Demokrat Kadın: Bu projeye nasıl başladınız? Proje sırasında karşılaştığınız en büyük zorluk ne oldu?

– LİSTAG yani LGBT Aileleri İstanbul Grubu filmde yer alan yedi ebeveynin de içinde bulunduğu ve 2008’den bu yana örgütlü olan bir destek ve dayanışma oluşumu. Bu oluşum ile ilk tanışmam Ekim 2010’da Boğaziçi Üniversitesi Kültürel Çalışmalar Yüksek Lisans Programı’nın düzenlemiş olduğu “Türkiye’de Queer ve Trans Kimlikler” başlıklı bir konferanstaki sunumları sırasında oldu.

Bu konferansta ebeveynlerin paylaştığı hikayeler beni çok derinden etkilemişti. Hem yetişkin bir çocuk olarak hem de bir ebeveyn olarak. Türkiye gibi tutucu bir toplumda, homofobi ve transfobiye karşı çok etkili ve ilham verici bir müdahalede bulunduklarını, aile ve aktivist olmanın ne olduğunu bize sorgulattıklarını düşündüm. Bu film fikri de bu şekilde ortaya çıktı.

O günden bugüne de bu belgesel bağlamında ortak çalışmamız devam ediyor. Biz bu filmin bir an önce yapılmasını istedik. Bir an önce daha çok insanın LİSTAG ailelerinin hikayesini duymasını istedik. Ama tabii ortada herhangi bir bütçe yoktu. Film için gereken bütçeyi oluşturmak için yaptığımız çalışma bizi yavaşlattı.

 

“Hedefimiz filmi en geniş kesimlere ulaştırmak”

– Belgesel için “bu bir aile filmi” vurgusu ön planda. Neden?

– Bu film öncelikle bir grup anne ve babanın deneyimleri ile ilgili. Ailenin ne olduğu sorgulandığı, aile denilen mefhum yeniden tanımlandığı için “Benim Çocuğum” bir aile filmi ama “başka bir aile mümkün” filmi olduğunu düşünüyoruz.

– Belgesel şu an için sadece festivaller kapsamında gösteriliyor sanırım. Ticari olarak gösterime girecek mi? Böyle bir düşünceniz var mı?

– “Benim Çocuğum”un galasını 19 Şubat’ta Beyoğlu Atlas Sineması’nda yaptık. Daha sonra da !f Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali kapsamında İstanbul, Ankara ve İzmir’de 6 gösterimimiz oldu. Ayrıca 24 Şubat’ta !f Kare kapsamında bu şehirler dışında Türkiye’de 26, Türkiye dışında 5 şehirde de filmimiz seyirci ile buluştu. Bu iki hafta gibi kısa bir sürede binlerce seyirci demek. Filme müthiş bir ilgi var. Her gösterimde salonlar doluyor. !f Festivali sonrası henüz başka festivallerden davet almadık ama festival başvurularımız devam ediyor.

Bizim hedefimiz bu filmi mümkün olan en geniş seyirci kitlesine ulaştırabilmek. Bu amaçla ticari gösterim de dahil, tüm seçenekler üzerinde çalışıyoruz. Ben şahsen ticari gösterim şansımızın da olabileceğini düşünüyorum.

 

“İzleyici de hikayeye dahil olabilmeli”

– Belgeselde aileler ve çocuklarının geçmişlerine ait hiç fotoğraf kullanmadığınızı ve bunun özel bir tercih nedeni olduğunu söylemiştiniz bir konuşmanızda. Nedir o özel sebep?

– Bu filmde yapmaya çalıştığım seyirciyi anlatılan hikayeler ve anlatıcılar ile yüzyüze getirmek. Anlatıcılar yani ebeveynler bu hikayeleri gözünüzün içine baka baka anlatırken sizin de hikayeye dahil olmanızı teşvik etmeye çalıştım. Yani hikayede görmek ihtiyacını hissettiğiniz biri olduğunda, örneğin bahsi geçen çocuk, eş, aile bireyi vs. oraya kendinizden birini koymanızı hayal ettim. Ya kendinizi, ya kendi çocuğunuzu, bazen ikisini de. Bu şekilde bir ölçüde bir empati hissi oluşabileceğini düşündüm.

– Bu belgeselin LGBT hakları mücadelesine katkısı ile ilgili düşünceleriniz neler?

– LİSTAG (LGBT Aileleri İstanbul Grubu), yıllardan beri varolan LGBT hareketinin hak mücadelesine eklemlenen ve çalışmalarıyla bu mücadeleyi daha geniş kitlelere taşımaya çalışan bir oluşum. Bu film LİSTAG’ın şimdiye kadar verdiği mücadeleye eklemlenen bir film. Henüz gösterime girmeden bile basının ilgisini çekerek, ailelerin hikayelerini paylaşmalarına vesile oldu. İzleyen birçok insanın kalbine dokunduğu ve de bir farkındalık yarattığı ortada.

 

Kaynak: yenidemokratkadin.net

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu